Kalsiyum Eksikliğinde Neler Olur

Kalsiyum Eksikliğinde Neler Olur?

  • Kol ve bacaklarda kramplar,
  • Eklem ağrıları,
  • Tırnaklarda kırılmalar,
  • Tansiyonda yükselme,
  • El ve bacaklarda uyuşma,
  • Kolesterolde artış,
    • Depresyon

Kanda Kalsiyum Düşüklüğü Yapan Nedenler?

  • Paratiroid hormonunun az salgılanması,
  • Kronik böbrek yetmezliği,
  • D Vitamini yetersizliği,
  • Kanda magnezyum düşüklüğü,
  • Gıdalardan yeterli kalsiyum alamamak,
  • Kalsiyum emiliminin barsaklarda iyi olmaması,
    • Fazla tuz tüketilmesi kalsiyumun düşmesine neden olur.

Fosfor: Kemik dokusunun sağlamlı için kalsiyumla birlikte alınması gereken bir mineraldir. Kemiklerde kal­siyumla birlikte yer alan fosforun fazlası böbreklerden atıldığı için, böbrek yetmezliği olanlar aşırıya kaçmama­lıdır. Nedeni ise; fazlası kanda birikir.

Nerelerde Bulunur?

Yağsız süt, et, yoğurt, ciğer, tavuk, ton balığı ve yu­murta

Krom: Pankreas bezinden salgılanan insülin hormonun iyi çalışmasını sağlayarak kan şekerini düzene koyan mi­nerale denir. Kan şekeri düşüklüğü(hipoglisemi) ve yük­sekliğinin giderilmesinde yararlıdır.

Nerelerde Bulunur?

Bira, pirinç, et, peynir, hububat, tavuk, ısırgan otu, yu­laf, mısır yağı, brokoli, üzüm suyu, patates, sarımsak, portakal suyu

Magnezyum: Vücudumuzda oldukça fazla bulunan bu mineral kemik sinir dokusu ile kasların çalışmasını kalp atılımmı düzenleyen bağışıklık sisteminin de destekleyici­sidir.

Kan şekerinin düzenli olmasına yardımcı oluyor, kan basıncını düzenliyor, enerji metabolizmasını ayarlıyor ve ince barsaklardan emilerek böbreklerden atılıyor.

Nerelerde Bulunur?

Ispanak, kuru baklagiller, tahıllar, içme suyu, yer fıstı­ğı, kepekli ekmek peynir, tavuk, biftek, patates, portakal, domates, soğan, incir, üzüm, hurma, ceviz, badem, to­humlar, çavdar, yoğurt, patates, havuç, kereviz, fındık, marul pırasa.

Eksikliğinde Neler Olur?

  • İştah kaybı
  • Bulantı, kusma, yorgunluk, halsizlik
  • Depresyon ve kişilik değişikliği
  • Kaslarda kramp
  • Bacaklarda uyuşma ve his kaybı
  • Kalp atışlarında bozukluk
  • Kalpteki kroner damarlarda kasılmalar
  • Bayılmalar, kasılmalar
  • Kalsiyum düşüklüğü
  • Kanda potasyum düşüklüğüNerelerde Bulunur?Yetersizliği Hangi Durumlarda Rastlanır?
  • Kırımızı et(çok), beyaz et(az), kuzu ciğeri, kuru kayısı, kepekli ekmek, sığır eti, yumurta, biftek, kırmızı şarap, soya, kuru fasulye, bezelye, patates, kuru üzüm, üzüm çekirdeği, pekmez ve ıspanak.
  • Demir: Kanımızdaki kırmızı kan hücrelerinin içinde bulunan ‘oksijen taşıyıcı’ hemoglobin adlı proteinin yapı­sında bulunuyor. Kan yapımı için çok önemli bir mineral­dir. Eksikliğinde; dokulara yeterince oksijen taşınmadı­ğından yorgunluk, iş performansında azalma ve bağışıklık sisteminde zayıflama oluyor.
  • Kırımızı et yememek, vejetaryen diyeti uygulamak.
  • Barsaklardan demir emiliminin azalması(mide ameli­yatları geçirmek) ve barsak hastalıkları
  • Aşın kan kayıpları
  • Gebelik, aşın egzersiz yapmak
  • Diyaliz hastalıklan
  • A Vitamini eksikliği
  • Eksikliğinde Neler Olur?
  • Yorgunluk, halsizlik, solgunluk
  • Tırnaklarda kınlma, çarpıntı
  • Üşüme
  • Baş dönmesi, baş ağrısı
  • Uykusuzluk
  • İş veriminde düşme
  • Beyin fonksiyonlarında azalma
  • Vücut direncinde düşme
  • Sık sık hastalanma
  • Dilde iltihap
  • Çok az hastada yaprak yeme(pica anemisi)Çinko: Vücudumuzdaki birçok enzim ile insülin hor­monunun yapısında yer alıyor. Çoğunlukla iskelet ve kas­larda bulunuyor. Hücreyi çevreleyen zarda yer alarak onu oksitleyici radikallerde koruyor. Prostat bezi ve üreme organlarının iyi çalışması için gerekli olan çinko, bağışık­lık sisteminin güçlenmesinde, yaralarının iyileşmesinde tat ve koku duyusunun oluşmasında büyüme ve gebelik dönemlerinde de faydalı bir mineral.Arpa, peynir, sığır, kuzu eti, kepekli ekmek, tavuk, yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri, balık, patates, ceviz, badem, kuru fasulye, lahana, ay çekirdeği, karaciğer ve tahıllar.
  • Eksikliğinde Neler Olur?
  • Nerelerde Bulunur?
  • Demirin fazlası ise, siroz ve kalp yetmezliği yapar.
  • Büyümede gecikme
  • Kıllarda ve saçta dökülmeler saç renginde değişiklik­ler
  • İshal
  • Ergenliğe geçememe
  • Seksüel gelişim bozuklukları
  • Göz deri yaraları
  • İştah kaybı
  • Kilo kaybı
  • Yaraların iyileşmesinde gecikme
  • Ağız tadında bozukluk
  • Bağışıklık sisteminde zayıflık
  • Gece körlüğü
  • Cilt hastalıkları
  • Sperm sayısında azalmaVücudumuzda yeterince iyot yoksa bu iki hormon üre­tilmez ve tiroid bezi büyümeye başlar buna guatr denir.Nerelerde Bulunur?Manganez: Vücudumuzu serbest radikallerin zararlı etkilerinden korur. Proteinlerden şeker oluşumu sırasında devreye girerek kan şekerinin düşmesini önler. Kıkırdak ve kemik oluşumuyla yaraların iyileşmesinde de faydalı­dır. Bağırsaklarda demir ile birlikte emilir.Tam tahıllar, ceviz, badem, yapraklı sebzeler(ıspanak) ve çay.Nerelerde Bulunur?Selenyum: Hücreleri hasardan koruyan selenoprotein adlı proteinin yapısına girerek bağışıklık sistemini kuvvet­lendirir. Tiro id bezinin daha iyi çalışmasını sağlar ve vi­rüs üremesini engellediği için HIV tedavisinde yararlanı­lır. Selenyumun, karaciğer ve beyne yararı var. Vücudu­muzu kanser ve bazı metal zehirlenmelere karşı savunur.Ceviz, kırmızı et, sakatat, balık, kabuklu deniz ürünle­ri, kepekli unlar, süt ürünleri, sebze ve meyveler.
  • Selenyum Eksikli Kimlerde Görülür?
  • Nerelerde Bulunur?
  • Kuru baklagiller, tahıllar, ceviz, badem, sebze ve mey­velerde az miktarda.
  • Molibden: Vücudumuzda ürik asit oluşumunu sağla­yan enzimlerin yapısında bulunur. Eksikliğinde çarpıntı, baş ağrısı, gece körlüğü ve koma hali görülebilir.
  • Nerelerde Bulunur?
  • Balık, diğer deniz ürünleri, iyotlu tuz, süt, patates, be­zelye ve yumurta
  • İyot eksikliğinde tiroid bezi yetmezliği oluşuyor. Artık tiroid hormonu üretilmiyor ve metabolizma yavaşlıyor. Bu hastalarda; unutkanlık, elde ve yüzde şişmeler, kan yağlarında yükseklik görülüyor. İyot yetmezliği, çocukluk döneminde çok şiddetli olarak yaşanmışsa zeka geriliği olabiliyor.
  • İyot: Tiroit hormonu yapımcısı vücudumuzda 15 -20 mg kadar var. Eksikliğinde guatr denilen tiroit bezi bü­yümesini yaşarız. Su ve gıdalarla alındıktan sonra barsak- lardan emilerek kana karışan iyot, boyun bölgesindeki tiroit bezi tarafından tirod hormonları (T3 ve T4) üreti­minde kullanılıyor.
  • Şeker hastalarında
  • Yaşlılarda
  • Sadece damardan beslenen hastalardaPotasyum: Hücrelerin çalışması için çok önemli bir maddedir.Muz, kayısı, hurma, Hindistan cevizi, fasulye, portakal ve ıspanak.Silikon: Kan damarlarının esnekliğini sağlayan saç ve tırnak gelişiminde etkili olan bir mineral. Silikonun bağı­şıklık sistemini uyararak dokularda yalanmanın etkilerini azalttığını, kemik erimesine, Alzheimer hastalığına iyi geldiği bilinir.Soya fasulye, yeşil yapraklı sebzeler pancar, tahıllar ve sivri biber.Nerelerde Bulunur?Bakır: Hücrede enerji üretimine katkıda bulunur. Kalp ve damarların yapısını güçlendirir. Kırmızı kan hücreleri­nin kemik iliğinde yapımını sağlar.Karbonhidratlar: Hücrelerin en önemli enerji kayna­ğıdır. Yağlara ve proteinlere bağlanarak hücre zarını yapı­sına katılır. Nükleik asitlerin (DNA-RNA) ve ATP’nin yapısına katılır. Karbonhidrat yapılarındaki şeker molekü­lü sayısına göre üçe ayrılır:
  • Et, sakatat, balık, ceviz badem, tahıllar, bezelye, kuru fasulye ve nohut.
  • Karabiber, maydanoz, dereotu, soya fasulyesi, yeşil fa­sulye, istiridye, et, zeytinyağı, elma, erik, domates, mısır, sarımsak, havuç, soğan, lahana, buğday, pirinç, yulaf, ay çekirdeği.
  • Vanadyum: İnsülin etkisini arttıran bir mineraldir. Şe­ker hastalığı tedavisinde etkili olup, dişleri kemikleri güç­lendiriyor, karaciğer fonksiyonlarını arttırıyor. Şişmanla­ra kilo vermesini sağlıyor.
  • Nerelerde Bulunur?
  • Potasyum yetmezliğinde; yorgunluk, halsizlik, kaslar­da güçsüzlük, kramplar ve barsaklarda felç oluşur. Şiddet­li potasyum azlığında kaslar çalışmaz, kalbin ritmi bozu­lur hatta durur.
  • Nerelerde Bulunur?
  • Sodyum: Damarlar içindeki kanın miktarı ve tansiyo­nun kontrolünde önemli rol oynar.
  1. Monosakkaritler
  2. Disakkaritler
  3. Polisakkaritler(nişasta, selüloz, glikojen, kitin vb)
  4. Nişasta: Depo maddesi olarak görev yapar. Çok sayıda glikoz molekülünün a-glikozit bağlarıyla bağlanması so­nucu oluşurlar.

Yaşayan Ankara masaj salonları için canlı besinler

Yaşayan Ankara masaj salonları için canlı besinler

Eğer ‘ölü besin’ ölümü hızlandırıyorsa, o zaman ‘canlı besin­ler’ de aksine hayatı uzatır. Bu yüzden Ankara masaj salonları sürecinde sadece canlı yiyecekler tüketilmelidir. ‘Canlı besininin’ en iyi tarifi, çöp yiyecekler öncesi 1930’lar Amerika’sında Johns Hopkins Üni­versitesi öncü beslenme bilimcisi Dr. Ankara masaj salonu tarafından yapılmıştı. Onun tavsiyesi şuydu: “Bozulmayacak veya çürü­meyecek hiçbir şey yemeyin, fakat bunlar gerçekleşmeden tüke­tin!” Bu, kimyasal koruyucularla, yapay aromalarla, sentetik boyalarla ve doğal olmayan katkılarla üretilmiş, işlenmiş, paket­lenmiş ve ayrıca yüksek oranda rafine edilmiş, radyasyona maruz bırakılmış ve genetik olarak değiştirilmiş her şey hariç anlamına gelmektedir. Bu tür besinler sadece tek bir amaçla üre­tilirler: ürünün raf ömrünü uzatmak. Tüketicinin ömrüne hiçbir katkıları yoktur.

Ölü besinlerden kaçınmanın bir yolu, günlük diyetinizin yüzde 40-50’sini çiğ veya çok az pişmiş besinlerden oluşturmak­tır. Taze ve az pişmiş besinler sadece taze olarak ve içlerinde yaşamın gerekli elementlerini barındırdıklarında yenebilirler; bu doğal tazelik ve canlılık, yapay aromalar, kimyasal koruyu­cular veya işlenmiş gıdaların üretiminde kullanılan diğer katkı maddeleri ile taklit edilemez. Canlı Ankara masaj besinler, işlenmiş ölü gıdalar tarafından sindirim yolunda oluşturulan atıl toksik enkazdan kurtulmak için gerekli aktif enzimleri ve iz elementle­rini sağlarlar ve taze lifleri ile bu çöplerin bağırsaklardaki hare­ketlerini kolaylaştırarak atılımlarma yardımcı olurlar.

Yediğiniz besinlerde yaşam olduğundan dolayısıyla sizin vücudunuzda da emin olmanın diğer bir yolu ise, masaj Ankara ve besin değeri olmayan diğer katkılar gibi tatlandırıcı maddeler, kimyasal koruyucular ve boya maddesi ihtiva eden yiyecekleri diyetinizden tamamen çıkarmaktır. Bazılarının karsinojen olduğu bilinen binlerce toksik kimyasal, çöp yiyecekler, fast food ve kolay yiyeceklerin üretiminde sıkça kullanılmaktadır. Tüm bu sentetik katkılar aşırı düzeyde asit oluşturucudur ve dokularda atılımı çok zor olan toksik kalıntılar bırakırlar. Bu, pestisid, herbisit[2] ve kimyasal gübre kullanılarak üretilen taze ürünler için de geçerlidir; bunlar da asidoz ve kan zehir­lenmesine sebep olur. Organik gıdalar pahalı ve temini zordur ama bu, zehir barındırmayan canlı doğal gıdalar tüketmek adına gösterilecek çabaya değer. Eğer organik gıdalar bütçeni­zi zorluyor ise çözüm, daha küçük miktarlarda satın almaktır. Bu gıdalardan daha az miktarlarda tüketseniz bile vücudunu­za diğerlerinden daha fazla besin sağlamış olursunuz.

Ölü besinler listesindeki en son fakat aynı derecede önemli ölümcül madde ise, diyetinizden kesinlikle çıkartmanız gereken “sahtekârlar”dır: Bunlar süpermarket raflarında gözünüze çarpmak için bekleyen, rengârenk ambalajlı, gerçek besinlere sağlıklı alternatifler olduğu iddia edilen, yapay ikame gıdalar­dır. Bunların arasında en kötüleri margarinler, sütsüz kremalar ve tüm diğer hidrojenleştirilmiş sebze yağlarından üretilen ika­me ürünler ve aynı zamanda sakarin, tatlandırıcılar gibi sentetik şeker alternatifleridir. Bunlar sadece ölü taklitler değildir, aynı zamanda yaşamı destekleyecek hiçbir şey içermedikleri gibi, insan metabolizmasını da yerle bir ederler. Bu yağ ve şeker ika­me gıdaları aşırı derecede asit oluşturucu ve dokular için toksik tir, eğer fazla miktarlarda tüketilirlerse karsinojen olabilirler.

BİLİNÇALTI VE ZİHİN EĞİTİMİ

BİLİNÇALTI VE ZİHİN EĞİTİMİ

Bilinçaltı, karanlıkbir mahzen ve keşfedilmeyi bekleyen bir hazi­nedir. Aydınlanması için zihin lambalarının ışığı şarttır. Bilinçaltını- zı aşılamak için en uygun zaman, uykudan hemen öncesi ve sonrası­dır. Bilinçaltı “oto pilot”; bilinç ise “elle kontrol” merkezidir. Saniye­de 20.000.000 çevresel uyarıyı işleyebilir. Defineyi ortaya çıkaracak olan kim? Şensin. Kendi önünden çekil o zaman.

İlk kez sürücü koltuğunda araba sürmeye hazırlanışını hatırla. Bilinç çok şeyle ilgilenmeliydi. Bir türlü sürmeyi başaramıyordun. Gözlerini yoldan ayırmamaya çalışırken, bir yandan aynadan gelen var mı diye kontrol ediyordun. Hız göstergesi ve cihazları kontrol ediyor, iki ayağını pedal yönetimi için kullanıyor ve her şeye rağmen sakin kalmaya çalışıyordun. Bu davranışlar zihninde “programlanma­dan” önce belirli bir zaman geçmesi gerekiyor.

Bugün arabaya bindikten sonra kontağı açıyorsun. Bilinçaltın şe­hirde gezmen için gerekli tüm karmaşık davranışları gerçekleştirir­ken, bilincin alışveriş üstesini gözden geçiriyor. Arabayı kullanırken, bir yandan da yanındakiyle sohbet ediyorsun. Aslında bilincin soh­bete o kadar dalıyor ki yolun aşağısına doğru giderken son beş daki­kadır yola hiç dikkat etmediğini fark ediyorsun. Eğer bilinçli bir şe­kilde kullanmıyor idiysen, kim kullanıyordu? Bilinçaltın!

Bilinç, zamanda ileri ve geriye doğru düşünebilir. Bilinçaltı ise her zaman bulunduğumuz âna göre hareket eder. Bilinçaltının bazı özellikleri vardır:

  1. Hiç şaka kaldırmaz.
  2. Doğru-yanlış, hayal-gerçek ayrımı yapamaz!
  3. İlişkilendirme tiryakisi veya “bağlantı budalası”dır!
  4. Kendisine ulaşan her bilgiyi anında resme dönüştürerek arşivler!yayıyor? Herkes ama herkes, sadece inandığını yaşar, konuştuğunu değil! “Ben evden çıkıyorum.” dedin. Geç kaldın. “Ben şu iş için ev­den çıkıyorum.” deseydin eşin somurtmayacaktı. İletişimi, bilinçli bağlantılarım kendin kurarak yap ve sakın muhatabının bilinçaltının insafına terk etme! Süren, kıyamete kadardır. Beyne ulaşan her bil­gi anında resme dönüştürülür. Alt beyin, kendiliğinden üst beyne, “Yahu patron, bana bir bilgi ulaştı ki felaket! Ben bunu resimleyip devreye sokarsam senin hayatın mantar olur!” demez.
  5. Başaracağına mı inanıyorsun, yoksa zihnin korku ve endişe mi

“İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder.” (Baka­ra Suresi: 284)

Seni tutsak eden “korku hapishanesinin kapılarını açıp özgürlü­ğe uç. Duasının kabul edileceğine inanan kişi, duasına karşılık bulur. Arzu etmek, dilekte bulunmaktır. Geceler nelere gebedir… Hemen yola koyul. Mucize, kemre, başarı; istemeyi bildiğinde gerçekleşir. İstemek, zihnin belirli bir amaca yönelmiş, bilinç ve bilinçaltı dü­zeylerinin uyumlu etkileşimidir.

Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.

Dualar elbette sıkıntı anlarında imdada yetişir ama neden bunun için sıkıntı anları beklenir? Sıkıntıda olan insan mantıklı düşünmek­te ve davranmakta zorluk çeker. Kolay uygulanır bir formüle, basit ve net bir kalıba ihtiyaç duyar. “Neden o hâlde istediklerimi elde edemiyorum?” sorusunun cevabı, zihin süreçlerini yönetmekten ve doğru cevaplan bulmanın yollarım öğrenmekten geçmektedir. Neye inanıyorsun? İnanç, zihinde düşünce gibi algılanabilir. Dile­mek arzu etmektir; herkes sağlık, mutluluk, güvenlik, zihinsel huzur ve doğruluk arzular.

Zihin gözlerini aç. O bir hazine içinde. “Başarısız olursam para kaybedebilirim. İnsanlar benimle dalga geçerler.” diye düşünen, hayatta ilerleyemez. Bilinçaltı bilgeliği sayesinde ideal eşi kendine çekebilir, aynı zamanda doğru iş ortağım bulabilirsin. Sen bir bahçı­vansın. Bilinçaltına tohum ektikçe, ekin biçersin. Diken, boş bırakı­lan bahçede yetişir.

Hangi tohumu ekersen, o meyveyi seçersin.

Devedikeni ekersen, incir elde edebilir misin? Her düşünce bir ne­den; her koşul bir sonuçtur. Uyumadan önce bilinçaltına “Saat al­tıda kalkmak istiyorum.” dersen, seni tam o saatte uyandıracaktır. Ruhunun (bilinçaltının) kaptanı ve efendisisin. Unutma; seçme yeteneğin var. Hayatı seç! Sevgiyi seç! Sağlığı seç! Mutluluğu seç!

Seçebilirsin! Ölüm yerine hayatı, tembellik yerine gayreti, dep­resyon yerine huzuru, küslük yerine barışı, ego yerine vicdanı…

Unutma; bilinçaltm, düşüncelerinin iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış olduğunu kanıüamaya çalışmaz. Bilinçaltına yanlış ya da çar­pıtılmış kavramlar iletmişsen, bunları acilen düzeltmen çok önemli­dir. Bunu yapmanın en kesin yolu, bilinçaltına sürekli yapıcı, uyum­lu düşünceler aktarmaktır.

Telkinin büyük gücünü unutma. Bilinçaltı esprileri anlayamaz, sadece söz dinler. Asla “Yapamam” deme. Kötü bir ruh hâlinin üs­tesinden nasıl gelinir? Ağzından çıkan her lafı kontrol et. Yine uyu­madan önce, arzunun gerçekleştiğini tekrar tekrar hayal et. Huzur içinde uyu, keyifli uyan. Hayal kırıldığı, tatmin olmayan arzularına bağlıdır. Eğer engeller, ertelemeler ve zorluklar üzerinde durursan, bilinçaltm da buna bağlı olarak karşılık verecek ve kendi iyiliğine engel olacaktır.

Bir sınava gireceksin. Ders çalışıp, konuları gözden geçirip çok zaman harcadın. Her şeyi çok iyi bildiğini hissediyorsun. Ancak boş sınav kâğıdıyla yüz yüze geldiğinde, zihninin daha boş olduğunu fark ediyorsun. Bütün bildiklerin kafandan uçup gitmiş. Aklına ko­nuyla ilgili tek bir şey gelmiyor. Dişlerini sıkıyor, iradenin tüm gü­cünü topluyorsun ama sen çaba sarf ettikçe, bilgiler daha da uzak­laşıyor sanki. Hayal kırıklığına uğramış bir hâlde sınav salonundan çıkıyorsun. Zihinsel baskı sona eriyor. Birkaç dakika önce umutsuz­ca bulmaya çalıştığın cevaplar birden zihnine hücum ediyor. Ken­dine konuları bildiğini söylemiştin, biliyordun da; ama ihtiyaç duy­duğun anda değil. Hatan, kendini hatırlamaya zorlamandı.

Bir zihinsel resim bin sözcüğe bedeldir. Bilinçaltın, zihninde tuttu­ğun ve inançla desteklediğin her resmi hayata geçirecektir. Canım yakacak şeyler düşünme. Neye inanırsan onunla karşılaşacaksın. İyi şeyler düşün ki iyi şeylerle karşılaşasın. Endişe, tasa ve korkularla kalp ritmini, akciğer ve diğer organlarım bozma. İstediğin şey ger­çekleşecek. Olmasını iste, olmasını bekle. 11 ayda bir, yeni beden oluşturuluyor. Düşünceni olumlu değiştir ki kanserleşme başlama­sın. “İşler nasıl?” sorusunun cevabı, “Kesat” değil. “Hamdolsun, ha­rika!” olmalı.

Uykuya dalmadan hemen önceki zaman o kadar önemli ki… Uy­kuda kilo verir, para kazanır, sağlığım, layığını bulursun. Sen işini O’na bırak. Her duaya cevap var. Bu sabah uyanamayabilirdin, sana bir şans daha verildi. Yegâne varlığın bugün. Bu 16 saat. Uykuyu saymazsak…

“İki yakamı bir araya getiremiyorum.” düşüncesinin ardında şikâyet, isyan ve küfür vardır. “Birileri nasıl bolluk içinde olabilir?” Sana ne? Şirke ne gerek var? Altın leğenin kusana ne faydası var? Yapmayı sevdiğin işi bul, onu yap. İç hekim sana seçimi gösterecek. Uzmanlaş. Herkesten çok, konunu bil. İşinde terfi etmek istiyorsan amirinin seni tebrik ettiğim hayal et. İste, inan, sahip ol. Herhangi bir mülkü satmak istiyorsan, gerçekçi bir fiyat belirle. Yavaş, sakin ve içten bir olumlama yap. O kişi burayı sevecek, burası onu mut­lu edecek. Duyuluyorsun. Yalnız değilsin. O ona duyuruyor. O bi­lemeyeceğimiz yolları biliyor. Biz navigasyonla yolumuzu bulama- sak bile, olmuşları bilemesek de, O olacakları biliyor. “Verir inisin Allah’ım?” değil, “Ver Allah’ım, ver.” de. Daraldığında, bunaldığın­da, sığınacak bir liman aradığında zihninin zincirlerini boşalt. Yata­ğa girmeden önceki son düşüncelerin neler? Güçlü, iyileştirici dü­şünceler mi, yoksa yoksullukla ilgili endişeler mi? Yarın için endişe­leniyor musun? Uykuya dalmadan önce olumlu bir şey oku. Uykuya dalarken, seni ertesi güne hazırlayacak bir sürü temizlik yapıyorsun. Zihninde düşünebilecek tek kişi sensin. Kimse seni farklı şekilde düşünmeye zorlayamaz. Düşüncelerini kendin seçersin ve bunlar, içsel konuşmaların temelidir. Çoğu insan olumsuz hikâyeler yayma­ya öylesine kendini kaptırıyor ki sonunda dünyada sadece kötülük olduğuna inanmaya başlıyor.

“Ah, ne kadar aptalım, her zamanki gibi!” türünden şeyler söyle­me. Bilinçaltı bu içsel konuşma tarzım hemen benimser ve bir süre sonra kendini o şekilde hissetmeye başlarsın. Yeterince uzun süre tekrarlarsan, o düşünceyi bilinçaltınızda bir inanç hâline getirirsin.

Bilinçaltının mizah duygusu yoktur ve bu kavramı bilip anlaman önemlidir. Kendin hakkında bir şaka yapıp, bir anlamı olmadığını düşünemezsin. Kendin hakkında alçaltıcı bir şekilde düşünsen ve komik veya şirin davranmaya çalışsan bile, bilinçaltın onu doğru ka­bul eder. Birini eleştirmek istediğinde, neden kendin hakkında böy­le hissettiğini düşün. Başkalarında ancak kendinde gördüğün şeyle­ri görebilirsin. Başkalarım eleştirmek yerine, onları öv. Kısa bir süre­de, kendi içinde muazzam bir değişim olacaktır.

Eğer ölümcül hastalığı olan biriysen, öleceğine inanıyorsan, hiç­bir şey düzgün gitmediği için hayatın sana karşı iyi davranmadığını düşünüyorsan, neler yapmaksın? Hayata dair olumsuz inançlardan kurtulabilirsin. Herkes tarafından sevilen, iyileşmeye hakkı olan ve fiziksel seviyede her türlü olanağı üzerine çekebilen biri olduğunu onaylamaya devam et. İyileşeceğini ve iyileşmen gerektiğini bil. Bir­çok kişi sadece hasta olduğu zaman kendini güvende hisseder.

Ankara Masaj Fiyatları

Ankara Masaj Fiyatları

 

Masaj yaptırmanın lüksten çok ihtiyaç olmaya başladığı son günlerde artık insanlar gerek vücudunda oluşan stresi ortanda kaldırmak için gerekse rahatsızlıklarının tedavi süreçlerini hızlandırmak adına düzenli olarak masaj yaptırmaya başladı. Böyle olunca da şehirlerin büyük bir kısmında masaj salonlarını görmek mümkün. Masaj salonlarının sayısının artması ile birlikte Ankara Masaj Fiyatları  konusunda da farklı konuşmalar yapılmaya başladı. Masaj fiyatlarının değişiminin en büyük nedenlerinin başında, yapılacak olan masaj türü gelmektedir. Şimdilerde uygulanan onlarca farklı masaj türü bulunuyor ve bu türlerin her biri için yapılması gereken bazı şeyler bulunuyor.

 

Örneğin klasik masaj ile dört el masajı birbirinden farklıdır. Dolayısıyla bu iki masajın fiyatlarında da bir değişim söz konusu oluyor. Ancak Ankara Masaj Fiyatları arasında meydana gelen değişimin tek nedeni bu değil. Masajı yapan profesyonel masözlerin sahip oldukları deneyimler de yine masajların fiyatlarını etkileyen önemli etkenler arasında bulunuyor. Çünkü masajı yapacak olan kişi ne kadar üst düzey bir eğitim görmüş ve işinde ne kadar uzun süreli çalışıyorsa o denli tecrübelidir.

 

Masaj Salonu Farkı

 

Ve tecrübeli olan masözlerin yapmış olacakları masaj sonrasında da kişiler bu masajdan hiç olmadığı kadar keyif almış olurlar. Kişilerin tecrübesi ve masajın türünden sonra öne çıkan başka bir etken ise masaj salonunun kalitesi. Masaj salonlarının sayısı artış gösterse de ne yazık ki her biri istenilen kaliteye ve profesyonelliğe sahip olamıyor. Böyle olunca da masaj salonlarına giden kişiler arzu ettikleri şekilde bir seansa katılmamış oluyorlar. Dolayısıyla insanlar masaj için salon araştırması yaparken fiyattan önce kaliteye dikkat etmeleri büyük önem taşıyor.

 

Bir masaj salonu iyi masözlere sahipse, bünyesinde çok fazla masaj çeşidini barındırıyorsa ve ortamı da hijyenikse, bu salonda yapılacak masaj için verilecek olan ücret hiçbir zaman fazla olmayacaktır. Çünkü burada verilecek olan hizmet sayesinde insanlar yaşamış oldukları stresi vücutlarından atacak, eğer ki vücudunda bir rahatsızlık varsa da yapılacak masaj ile birlikte yaraların iyileşme süresi de hızlı bir şekilde azalacaktır. İnsanlar da böylece kaliteli bir masaj salonundan istediği her şeyi de almış olur.

Ankara Masaj Fırsatları

Ankara Masaj Fırsatları

 

Ankara Masaj Fırsatları, çok eski çağlardan bu yana insanlar tarafından kullanılmakta olan bir uygulamadır. Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan masaj uygulamalarının kökeninin Uzakdoğu olduğu tahmin edilmektedir. Zaman içerisinde farklı toplumlar tarafından kendi kültür ve ahlaklarına dahil edilerek, empoze edilişi ile birbirinden farklı evde masöz teknikleri ve masaj türleri ortaya çıkmıştır. İnsanların bu birbirinden farklı evde masöz  uygulamalarından aldıkları başarılı sonuçlar neticesinde, günümüz modern dünyasına kadar masaj uygulamalarının ulaşmasına neden olmuştur. Masaj uygulamalarının sağladığı büyük ve faydalı etkiler dolayısı ile günümüz modern dünyasında da insanlar tarafından yoğun bir şekilde kullanılmakta olan bir uygulamadır.

 

Masajın Vücuda Sağladığı Faydalar

 

Günümüz modern dünyasının, modern standartlarına uygun düzeyde bir hizmet standardının benimsenmekte olduğu masaj uygulamaları ile insanlar çok daha kaliteli ve çok daha başarılı sonuçlar elde edebilmektedirler. Bu yüzden de günümüz modern dünyasının, insanları tarafından çok daha yoğun ve çok daha sık bir şekilde kullanılmakta olan bir hizmet alanıdır. Son yıllarda masaj uygulamalarında daha profesyonel düzeyde hizmet standartlarının yakalanması ile birlikte Ankara Masaj Fırsatları  çok daha kaliteli ve çok daha modern bir şekilde sunulabiliyor.

 

Bu durumda insanların daha kaliteli düzeyde alabildikleri ve çok daha başarılı sonuçlara daha etkili bir şekilde ulaşabilme imkanına sahip olabildikleri profesyonel Ankara Masaj Fırsatlarıile masaj uygulamalarından yoğun ve sık bir şekilde yararlanmasına neden oluyor. Bu gibi avantajları bulunan masaj uygulamaları, günümüz modern çağında dünyanın her yerinde olduğu gibi özellikle son birkaç yıl içerisinde Türkiye’de de oldukça yoğun ve sık bir şekilde insanlar tarafından tercih edilmekte olan bir hizmet alanıdır.

 

Vücut üzerinde yarattığı olumlu etkiler ve faydalar, insanların bu doğrultuda bir eğilim göstermesine dolayısı ile de çok daha yoğun bir şekilde kullanmasına neden oluyor. Ancak masaj fırsatları ile sunulan hizmetlerde masaj salonlarının seçimi oldukça büyük bir önem arz etmektedir. Özellikle masaj uygulamasının yapılacağı masaj salonunun hijyenik ve sağlıklı olması en önemli masaj kalite kriterlerinin başında geliyor. Aynı şekilde her zaman anında ilgili bir muhatap ile iletişim kurulabilmesine imkan sağlayacak bir iletişim hattının olmasıdır.

Ankara masaj salonlari | Ankara Masaj | Masaj Ankara | Ankara Masaj Salonu | Ankara Masaj Ilanlari | Ankara Masaj Tavsiye | Ankara Masz | Masaj Salonlari Ankara | Masaj | Masaj Salonu